Connect with us

Hi, what are you looking for?

sojosojo

Çözüm gazeteciliği

Yedikule Bostanları: Krizlerle sarsılan kentte çözümün parçası olabilir mi?

İstanbul’un sur içindeki son tarım alanlarından biri olan Yedikule Bostanları, yıllardır süren alan kaybı, restorasyon projeleri ve ekonomik baskılar nedeniyle tehdit altında. Ancak uzmanlar ve bostancılar, tüm bu zorluklara rağmen Yedikule’nin kentin afet dayanıklılığı, kültürel sürekliliği ve yerel gıda güvenliği için güçlü bir çözüm potansiyeli taşıdığı görüşünde.

Bu haber, Yedikule’de yaşanan sorunları anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda hangi çözüm modellerinin mümkün olduğunu, bu modellerin neden işe yarayabileceğini ve mevcut girişimlerin nasıl güçlendirilebileceğini ortaya koyuyor.

Kent tarımı daralıyor, İstanbul gıda krizine açık

Kent tarımcısı ve akademisyen Bediz Yılmaz, İstanbul’un gıdasının yüzde 95’ten fazlasının kent dışından geldiğini hatırlatarak olası bir deprem, ekonomik kriz ya da pandemi gibi durumlarda iki–üç günlük kesintinin bile ciddi gıda krizi yaratabileceğini belirtiyor.

“İstanbul’da tüketilen gıdanın yüzde 95’ten fazlası şehir dışından geliyor. Covid gibi bir pandemi, ekonomik kriz ya da deprem olasılığında bu akış iki-üç gün bile kesilse büyük bir kriz yaşanır.”

Üretici sayısı azalırken maliyetler artıyor

Bostancılardan Hakan Bey, Şükran Hanım ve Yedikule Bostancılar Derneği Başkanı Dursun Kaplan, üretim alanlarının daralması, kira bedelleri ve yakıt giderleri nedeniyle mesleğin ekonomik sürdürülebilirliğini kaybettiğini söylüyor. Genç kuşak ise bu mesleğe ilgi göstermiyor.

Hakan Bey, ekonomik yükün üreticiyi yorduğunu söylüyor:
“Mazot, gübre, taşıma… Hepsi katlana katlana artıyor. Eskiden bir kamyoneti doldurup rahatça çıkıyorduk. Şimdi masrafı çıkaracak mıyız diye düşünüyoruz. Böyle giderse beş yıl sonra burada kimse kalmaz.”

Şükran Hanım, gençlerin mesleğe devam etmek istemediğini vurguluyor:
“Bizden sonra kimse kalmayacak gibi görünüyor. Gençler bu işi yapmak istemiyor. Çünkü belirsizlik çok. Alan daralıyor, masraf çoğalıyor. Kimse geleceğini göremediği bir işe girmiyor.”

Dernek Başkanı Dursun Kaplan ise kira baskısını şöyle anlatıyor:
“Biz burada yıllardır üretim yapıyoruz ama her dönem yeni bir kaygıyla uyanıyoruz. Kira artıyor, alan daraltılıyor. ‘Burası kapanacak mı?’ korkusuyla üretici nasıl plan yapsın?”

Belediyelerin sürdürdüğü “restorasyon” projeleri nedeniyle bazı bostan alanları yıllardır kapalı. Bostancılar, bu süreçlerin şeffaf yürütülmediğini ve üretim sahalarını daralttığını ifade ediyor. Bu belirsizlik, hem üretimin devamlılığını hem de üreticinin plan yapabilmesini zorlaştırıyor.

Yedikule’nin sunabileceği çözümler var!

Uzmanlar ve bostancılarla yapılan görüşmeler, Yedikule Bostanları’nın üç temel alanda çözüm sunabileceğini gösteriyor. Bunlardan ilki afet dayanıklılığı için yerel gıda modeli.
Dünyada Tokyo, Havana ve Detroit gibi şehirlerde kent bostanları, afet ve kriz anlarında yerel gıda güvencesinin parçası hâline getiriliyor. Bu şehirler: mahallenin üç günlük gıda ihtiyacını karşılayabilecek mikro üretim alanlarını, toplu pişirme ve barınma noktalarını, belediye destekli lojistik ağlarını planlamalarına dahil ediyor.

Yedikule de bu modele uygun.
Yılmaz’a göre küçük bostanlar bile ani kesintilerde “stratejik bir tampon bölge” oluşturabilir. Yedikule’nin yıllardır sürdürülen üretim kapasitesi, bu model için doğal bir zemin sunuyor.

Bostanların afet toplanma ve üretim alanları olarak planlamaya resmî şekilde işlenmesi, mahalle içi gıda dayanışma ağlarının kurulması ve belediyenin kriz dönemleri için bu alanlarla sözleşmeli üretim modeline geçmesi bu modeli dinamik tutabilir. 

Ayrıca bu bostanlar kimyasal içermeyen yerel üretim ile gıda güvenliğini de sağlamaya hazır!
Hem Yılmaz’ın hem de üreticilerin aktardığına göre Yedikule’de kimyasal kullanılmıyor. Ürünler hasattan hemen sonra tüketilebildiği için raf ömrü baskısı yok. Kent tarımının kirli sanıldığı algısı yaygın olsa da pek çok şehirde yapılan ölçümler, yoğun endüstriyel tarım yapılan bölgelerdeki pestisit kalıntılarının kent içi bostanlardan daha yüksek olabileceğini gösteriyor.

Yerel model önerisi: Belediyelerin düzenli toprak ve su analizleri yapması, üreticilere örgün eğitim ve sertifikasyon programları, “Yedikule Etiketi” gibi bir gıda güvencesi markası oluşturulması, okullar için bostan tabanlı eğitim programlarının genişletilmesi. Bu adımlar Yedikule’yi hem güvenli gıda üretimi hem de eğitim alanı olarak güçlendirebilir.

Ayrıca bu alan kültürel ve sosyal sürdürülebilirlik için de önemli bir örnek teşkil ediyor. Yedikule bostanları, çok kuşaklı üretim geleneği, dayanışma kültürü ve mahalleyle kurduğu bağ sayesinde bir topluluk mekânı niteliği taşıyor.
Şükran Hanım ve Dursun Kaplan’ın sözleri, bostanların yalnızca üretim alanı değil; sosyalleşilen, nefes alınan, kültürel mirasın korunduğu yerler olarak kullanıldığını gösteriyor.

Dursun Kaplan “Bizden önce dört asır Rumlar üretim yapmış. Rumlardan Arnavutlara, Arnavutlardan Ermenilere geçmiş, sonra bize. Muhtemelen dördüncü ya da beşinci kuşağız. Kale surlarıyla birlikte bu bostanlar hep var olmuş. Biz hem tarihi koruyoruz hem de toprağın içinde çalışmak bize gerçekten zevk veriyor. İstanbul’a baktığınızda her taraf beton yığını. Parklar da güvenli gelmiyor artık. Burası çok daha iyi; kafan rahatlıyor. Biz bir bakıma İstanbul’un oksijenini sağlıyoruz da denilebilir.”Kaplan, mahallelinin de bostanları sahiplendiğini belirterek şunu ekliyor: “Gün içinde sohbet etmeye gelen, çay içen, ürünü topraktan görmek isteyen çok sayıda insan oluyor.” 

Şükran Hanım, “Burası bizim için bir eğlence, zaman geçirdiğimiz bir yer. Çok para kazandırmıyor ama toprakla uğraşmak beni rahatlatıyor. Başka bir işte de çalışıyorum, oranın stresi, evde çocuklarla olan stres… Burada gerçekten rahatlıyoruz. Dostlarımız, akrabalarımız geliyor, iki çay içip muhabbet ediyoruz. Burada her şey dayanışma ve yardımlaşma üzerine.”

Bu alan, topluluk bahçeleri ve ortak üretim parselleri, tarıma ilgiyi artırmak için gençler için gönüllülük ve staj programları, “Açık Bostan Günleri” gibi etkinliklerle katılımın artırılması gibi faaliyetler yapılıyor. 

Kent içinde gıda güvenliğini ve erişimini çözebilecek Yedikule Bostanları’nın önünde bazı engeller de var… 

Rant baskısı: yerel yönetimlerin şeffaf olmayan planlama süreçleri, restorasyon ve imar süreçlerinde karar alma mekanizmalarının yeterince açık olmaması, artan kira bedelleri ve maliyetlerin üreticileri uzaklaştırması bunlardan yalnızca bazıları…

Oysa bu sorunlar Yedikule Bostanları için “koruma + üretim” statüsü tanınarak aşılabilir. Sözleşmeli üretim ve belediyenin garantörlüğüyle üretici kaygıları olmadan bölgeyi koruyarak üretimini sürdürebilir.

Özetle Yedikule yalnızca bir bostan değil, uygulanabilir bir çözüm laboratuvarı

Yedikule Bostanları’nda yaşananlar, İstanbul’un karşı karşıya olduğu gıda güvencesi, afet dayanıklılığı, kültürel mirasın kaybı, ekonomik sürdürülebilirlik gibi pek çok soruna aynı anda dokunan bir çözüm zemini sunuyor.

Sorunlar büyük, ancak elimizde 1600 yıllık bir bilgi birikimi, hâlâ çalışan üreticiler ve dönüşüme açık bir toplumsal yapı var.

Doğru planlama, şeffaf yönetim ve bütüncül bir yaklaşım ile Yedikule, İstanbul için sadece bir nostalji değil, geleceğin kent tarımı modelinin yaşayan bir prototipi olabilir.


Dijital Medya Araştırmaları Derneği tarafından desteklenen bu içerik ilk olarak muzir.org’da yayınlanmıştır.

İlginizi çekebilir

Çözüm gazeteciliği

UNESCO tarafından kaybolmaya yüz tutmuş diller arasında gösterilen Zazaca, genç kuşaklar arasında hızla unutuluyor. Diyarbakırlı gazeteci Enver Yılmaz, tamamı Zazaca içerik sunan ilk dijital...

Çözüm gazeteciliği

Marmara Denizi’ndeki kirlilik ve iklim baskısına karşı yürütülen “Marmara’nın Umudu Pina” projesinde, bin 300 km kıyıda 4 bin 300 pina tespit edildi; yüzde 90’ının...

Çözüm gazeteciliği

Çeşitli nedenlerle balıkçı teknelerinden koparak denizin dibine konumlanan ve ekosistemi tehdit eden hayalet ağlar, Büyükada’da üç gönüllünün 2005’ten bu yana yürüttüğü çalışmayla, Erzincan köylerinde...

lab

NewsLab Türkiye olarak geçtiğimiz ay çözüm gazeteciliği ve araştırmacı gazetecilik programımızı başlattık. Amacımız, yüzeysel ve yalnızca soruna odaklanan haberlerden farklı olarak, araştırmacı gazetecilik ilkelerine dayalı,...