Connect with us

Hi, what are you looking for?

sojosojo

Çözüm gazeteciliği

Kampüsün “Öksüz Köyü”: Çukurova Üniversitesi’nde bir yaşam alanı modeli

Sokakta yaşayan hayvanlara yönelik yeni yasal düzenlemeler Türkiye genelinde tartışılmaya devam ederken, Çukurova Üniversitesi kampüsünde beş yıl önce atılan bir adım, bugün yüzlerce can dostu için korunaklı bir limana dönüşmüş durumda. Üniversite yönetiminin yer göstermesi ve gönüllülerin özverisiyle kurulan “Öksüz Köy”, barınak konseptinden uzak, hayvanların özgürce hareket edebildiği “doğal yaşam alanı” modeliyle dikkat çekiyor.

Bürokrasi yerini gönüllülüğe bıraktı

Projenin başlangıç süreci, kampüsteki köpek popülasyonunun artması üzerine Üniversite yönetiminin talebiyle şekillendi. Süreci yürüten Vedat Öğrenir, kuruluş aşamasını şu sözlerle aktarıyor: “5 yıl önce kampüs içerisinde çok sayıda köpeğimiz vardı. Rektör yardımcımız İlter Bey’in ricası üzerine yapılan yer araştırmasında yer tespit edilip Öksüz Köy’ü kurduk. Maalesef yerel yetkililerden yerin düzenlenmesi, kulübe, çadır gibi taleplerimiz karşılanmadı. Tamamen gönüllü insanların maddi-manevi desteği ile bu günlere gelindi.”

“Barınak değil, doğal yaşam alanı”

Çözümün temelinde, hayvanları dar kafeslere hapsetmek yerine onlara geniş ve özgür bir alan sunmak yatıyor. Sistemin işleyişine dair bilgi veren Vedat Bey, “Barınak değil de doğal yaşam alanı olarak kabul ediyoruz. Beslenmesi, temizliği, tedavisi tamamen gönüllüler tarafından karşılanıyor” diyerek operasyonel yapının sivil bir inisiyatife dayandığını belirtiyor.

Finansal sürdürülebilirlik ise sabit bir bütçe yerine bağışlar ve yerel iş birlikleriyle sağlanıyor. Vedat Bey, “Beşi üniversitede hoca, biri üniversite dışından olmak üzere kurduğumuz derneğin aracılığıyla yapılan bağışlarla ilerliyoruz. Maalesef sabit desteğimiz yok; insanlar akıllarına geldikçe yardım etmeye çalışıyor” diyor. Besleme noktasında ise Adana’daki bir firmanın aylık sağladığı ortalama 6 tonluk tavuk kıyması, projenin en büyük can damarlarından birini oluşturuyor.

Yüzde 98 kısırlaştırma başarısı

Kampüs içerisindeki popülasyon kontrolü, bilimsel yöntemlerle ve yüksek bir başarı oranıyla yürütülüyor. Vedat Bey’in paylaştığı verilere göre, yerleşke genelinde 315 köpek kısırlaştırılmış durumda. Mevcut durumun başarı oranını şu sözlerle özetliyor: “Kalan köpeklerin yüzde 98’i kısır, bazılarını yakalayamadığımız için kısırlaştıramıyoruz”.

Kısırlaştırma çalışmaları sayesinde popülasyon dengelenirken, hayvanların insanlarla olan etkileşiminde de olumlu bir tablo gözlemleniyor.

10 bin kişilik kampüs nüfusu içerisinde şikayet sayısının 5-10 kişiyi geçmediğini belirten Vedat Bey şunları söylüyor: “Üniversitede benim bildiğim hiçbir ısırma vakası yok. Köpeğin havlamamasından dolayı korkup kaçan insanlar oluyor, bu da bana göre doğal bir şey. Genelde insan sevgisiyle büyüdüler.”

En büyük engel: Maddi yetersizlik ve son yasal düzenleme

Modelin karşılaştığı en büyük zorluk ise düzenli desteğin eksikliği. 160 köpeğin bakımının sadece birkaç kişinin omuzlarında olduğunu vurgulayan Vedat Bey, bağışların yetersizliğinden yakınıyor: “En büyük eksikliğimiz bağışların yetersiz gelmesi, gönüllülerin düzenli gelmemesi. İki yaşam alanında 160 tane köpeğin bakımı birkaç kişinin sırtında. Onlar yaşasın diye mücadelemiz; barınağa gitse hepsi ölecek”.

Yeni yasal düzenleme ise projenin geleceği üzerinde bir gölge oluşturuyor. Vedat Bey, “Eskiden al, kısırlaştır, tedavi et, yerinde yaşat vardı; şimdi al, kısırlaştır, hastaları yasaya uygun olanları uyut” diyerek sürecin risklerine dikkat çekiyor. Ancak “Göl Köy” ve “Öksüz Köy”ün yerleşim alanlarından uzak olması, projenin devamlılığı için bir umut ışığı olarak görülüyor: “Bizim iki yaşam alanımız da insanlardan uzakta, yani insanları rahatsız etmeyecek noktalardayız. Bir sorun yaşayacağımızı düşünmüyoruz”.

Diğer kampüslere yol haritası

Çukurova Üniversitesi’ndeki bu model, geniş araziye sahip diğer üniversiteler için de bir örnek teşkil edebilir. Vedat Bey, özellikle veterinerlik fakültesi olan üniversiteler için bu alanların birer “eğitim uygulama alanı” olarak kullanılabileceğini tavsiye ediyor. Hayvanların kapatılmasına yönelik eleştirilere ise net bir yanıt veriyor: “Bu oluşturulan yaşam alanına bağlı. Bizimki gerçekten doğal bir yaşam alanı. Barınak misali yapılan, kafes alanı yaşam alanlarına biz de karşıyız. Tamamen kapalı olmaması lazım”.


Dijital Medya Araştırmaları Derneği tarafından desteklenen bu içerik ilk olarak muzir.org’da yayınlanmıştır.

İlginizi çekebilir

Çözüm gazeteciliği

UNESCO tarafından kaybolmaya yüz tutmuş diller arasında gösterilen Zazaca, genç kuşaklar arasında hızla unutuluyor. Diyarbakırlı gazeteci Enver Yılmaz, tamamı Zazaca içerik sunan ilk dijital...

Çözüm gazeteciliği

Marmara Denizi’ndeki kirlilik ve iklim baskısına karşı yürütülen “Marmara’nın Umudu Pina” projesinde, bin 300 km kıyıda 4 bin 300 pina tespit edildi; yüzde 90’ının...

Çözüm gazeteciliği

Çeşitli nedenlerle balıkçı teknelerinden koparak denizin dibine konumlanan ve ekosistemi tehdit eden hayalet ağlar, Büyükada’da üç gönüllünün 2005’ten bu yana yürüttüğü çalışmayla, Erzincan köylerinde...

lab

NewsLab Türkiye olarak geçtiğimiz ay çözüm gazeteciliği ve araştırmacı gazetecilik programımızı başlattık. Amacımız, yüzeysel ve yalnızca soruna odaklanan haberlerden farklı olarak, araştırmacı gazetecilik ilkelerine dayalı,...