Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Kaynartepe Mahallesi’nde güvensiz yapı stoğu, yetersiz sosyal alanlar ve altyapı sorunları uzun süredir gündemde. Yıllardır “kentsel dönüşüm” başlığı altında tartışılan bu sorunlar, bugüne kadar somut bir çözüme kavuşturulamamış olsa da, düzenlenen çalıştaylar, uzman görüşleri ve mahallede yürütülen anketler, Kaynartepe için çözüm yollarının netleştiğine işaret ediyor.
30–31 Ekim tarihlerinde Diyarbakır’da Bağlar Belediyesi öncülüğünde düzenlenen “Afet, Kentsel Dönüşüm ve Göç perspektifinden Eski Bağlar’ın geleceği” çalıştayında, Kaynartepe’de dönüşümün neden ilerlemediği kadar, nasıl ilerleyebileceği de ele alındı.
Şehir Plancıları Odası ve İnşaat Mühendisleri Odası temsilcileri, tek tip projeler yerine mahalleye özgü, yerinde ve aşamalı modellerin altını çiziyor.
Kaynartepe için neden tek bir dönüşüm modeli yeterli değil?
Şehir Plancıları Odası Diyarbakır Şube Sekreteri Mahmut Özkeskin’e göre Kaynartepe, kendi içinde farklı sorunlar barındıran iki ayrı bölgeden oluşuyor. Bu nedenle tek bir “yık-yap” modeliyle çözüm üretmek mümkün değil.
Mahallenin kuzey kesiminde yapılaşmanın görece daha planlı olduğunu belirten Özkeskin, burada asıl ihtiyacın park, eğitim, sağlık ve kültürel alanlardaki eksikliğin giderilmesi olduğunu söylüyor.
Güney kesimde ise 1–2 katlı, plansız yapıların yanı sıra derinleşmiş sosyal sorunlar bulunuyor. “Bu bölgede sadece bina yenilemek yetmez,” diyen Özkeskin, uyuşturucu kullanımı, çocukların yaşam koşulları ve güvenlik sorunlarının dönüşümün ayrılmaz bir parçası olarak ele alınması gerektiğini ifade ediyor.
Kuzey bölge için çözüm: Sosyal odaklı iyileştirme
Özkeskin’e göre, Kaynartepe’nin üst kesiminde öncelik, mahalleliyi yerinden etmeden kamusal alanları artırmak. Parklar, okullar, sağlık merkezleri ve kültürel alanlar olmadan yapılacak bir dönüşüm, yaşam kalitesini artırmıyor. Bu alanlarda yapılacak düzenlemelerin, yalnızca Kaynartepe’yi değil, Diyarbakır’ın genel kent yükünü de azaltacağı belirtiliyor. Sağlık ve eğitim için başka ilçelere gitmek zorunda kalan yurttaşların sayısı azalırken, trafik ve yoğunluk da düşebilir.
Güney bölge için çözüm: Yerinde ve etaplı dönüşüm
Kaynartepe Mahallesi’nde, güney bölgede ise yapı güvenliği temel sorunlardan biri. 6 Şubat 2023’de yaşanan depremlerin ardından, mahallede yaşayan birçok kişi evlerinde kendini güvende hissetmediğini dile getiriyor. Ancak Özkeskin bu dönüşümün yerinde ve aşamalı olması gerektiği konusunda uyarıyor.
Özkeskin’e göre mahalleliyi borçlandıran, yüksek katlı yapıları dayatan müteahhit modeli, hem sosyal kopuşlara hem de soylulaştırmaya yol açıyor. “Az katlı yaşamdan apartman hayatına geçen birçok insan bu düzene uyum sağlayamıyor ve sonunda mahalleden ayrılmak zorunda kalıyor,” diyor. Bu nedenle önerilen model, etap etap ilerleyen, mahalleliyi sürecin her aşamasına dahil eden ve kâr amacı gütmeyen bir yapı üzerine kuruluyor.
Mahalleli sürece nasıl dahil edilebilir?
Mahallede, kentsel dönüşüm sorununa getirilecek çözümün en kritik ayağı katılımcılık. Mahalle meclisleri, yerinde kurulacak proje ofisleri ve şeffaf bilgilendirme toplantıları, dönüşümün toplumsal kabulünü güçlendirebilir.
Özkeskin, belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarının denetiminde kooperatif ya da kâr amacı gütmeyen iştirak modellerini öneriyor. Yerel iş gücünün sürece dahil edilmesi ise hem istihdam yaratıyor hem de mahallelinin kendi yaşam alanına sahip çıkmasını sağlıyor.
Çözümün işe yarayabileceğini gösteren veriler
Sahadan elde edilen veriler, dönüşüm ihtiyacının ertelenemez olduğunu ortaya koyuyor. Mahallede uyuşturucu kullanım yaşının ilkokul seviyesine kadar indiğine dair ciddi duyumlar bulunuyor. Sosyal ve kültürel alanların yok denecek kadar az olması, çocuklar ve gençler için riskleri artırıyor. Sağlık hizmetlerine erişim de sınırlı. Mahallede yalnızca bir özel hastane bulunuyor ve ekonomik nedenlerle birçok yurttaş bu hizmetten yararlanamıyor.
Riskler açıkça konuşulmalı
Uzmanlar, dönüşümün risklerinin gizlenmeden anlatılması gerektiği konusunda hemfikir. En büyük risklerden biri, mahallelinin yaşam biçimine uygun olmayan yüksek katlı yapıların dayatılması. Bir diğer risk ise finansman modeli.
Özel sermayenin sürece dahil olması durumunda borçlanma artıyor ve yerinden edilme riski büyüyor. Ayrıca Kaynartepe’nin hava mania (hava araçlarının geçişlerinin engellenmemesi için düzenlenen yüksekliğe ilişkin imar planı) sahasında yer alması, yüksek katlı yapılaşmayı teknik olarak da sınırlıyor.
Mühendislik açısından neden dönüşüm şart?
İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Zinar Aktaş, dönüşümün yalnızca sosyal değil, teknik bir zorunluluk olduğuna dikkat çekiyor. 6 Şubat depremlerinin ardından yapılan karot testleri, Bağlar’daki yapı stoğunun büyük bölümünün eski ve riskli olduğunu ortaya koydu.
Aktaş’a göre hedef, yalnızca binaları yenilemek değil; altyapıyı, yağmur suyu hatlarını ve kanalizasyon sistemlerini de kapsayan bütüncül bir iyileştirme yapmak.
Aktaş’a göre kentsel dönüşüm bir yıkım ya da afet değil; doğru yönetilmesi gereken bir süreç. Aktaş, İnşaat Mühendisleri Odası olarak sosyal demografiyi koruyan, katılımcılığı esas alan, ekolojik yaklaşımı temel alan bir model önerdiklerini ifade ediyor.
Bağlar ve özellikle Kaynartepe Mahallesi için yerinde dönüşüm ve iyileştirmenin öncelikli çözüm olduğunu söyleyen Aktaş, mahalle kültürünün korunmasının ve halkın sürecin tüm aşamalarına katılmasının temel hedefler arasında yer aldığını belirtiyor.
Yerinde dönüşüm
Kaynartepe Mahallesi’nde yaşayanların kentsel dönüşüme dair talebi, Bağlar Belediyesi’nin Eski Bağlar’ın tamamında yaptığı anket çalışmalarıyla da örtüşüyor. Kaynartepe Mahallesi’nde ise, belediyenin verilerine göre mahalle sakinlerinin yaklaşık yüzde 70–75’i mahallede kalmak istiyor. Bu oran, dönüşümün yerinden edilmeden, mahalle dokusu korunarak yapılması gerektiğine işaret ediyor.
Anket sonuçları, Kaynartepe’de yaşanan sorunların yalnızca yapı güvenliğiyle sınırlı olmadığını da ortaya koyuyor. Görüşmecilerin yüzde 18,8’i imar düzenlemelerini (hasarlı ve metruk binaların yıkılması, düzenli yapılaşma), yüzde 17,7’si altyapı sorunlarını (kanalizasyon, doğalgaz, su ve elektrik), yüzde 15,6’sı sokakların ve parkların güvenli hale getirilmesini, yüzde 14,6’sı yeşil alan ve park ihtiyacını öncelikli sorun olarak tanımlıyor. Çevre temizliği ve modern–estetik çevre düzenlemeleri yüzde 11,5’er oranında dile getirilirken, madde bağımlılığı, ‘fuhuş’ ve hırsızlıkla mücadele talebi yüzde 5,2 ile anket sonuçlarına yansıyor.
Mahallede 35 yıldır yaşayan 63 yaşındaki Müzeyyen Gülaçti, dönüşümün yıllardır konuşulmasına rağmen somut bir adım atılmadığını söylüyor. “Bizi mağdur etmeyecek şekilde yerinde dönüşüm olsun ya da ev verilsin,” diyen Gülaçti, belirsizliğin mahalleliyi yorduğunu ifade ediyor.
27 yaşındaki Elif Altan ise özellikle güvenlik sorunlarına dikkat çekiyor. “Çocuklarımızı dışarı göndermeye korkuyoruz. Mahallede, madde kullanımı arttı, metruk binalar var. Yerinde dönüşüm mahalle için en doğru çözüm,” diyen Altan’ın bu sözleri, anket sonuçlarında güvenlik, çevre ve sosyal sorunların mahallede ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor.
Bağlar Belediyesi’nin çalışmasına göre Kaynartepe’de yaşayanların yalnızca yüzde 8,3’ü yaşadığı binayı güvenli bulduğunu belirtirken, yüzde 80,2’si binalarını güvenli bulmadığını, yüzde 11,5’i ise kısmen güvenli olduğunu ifade ediyor. Bu tablo, dönüşüm talebinin neden bu kadar güçlü olduğunu da ortaya koyuyor.
Mahallede 50 yıldır yaşayan ve burada bakkal işleten Halim Elaldı, sorunun yalnızca binalardan ibaret olmadığını dile getiriyor. “Sorun sadece binalar değil, yıllardır biriken sosyal meseleler,” diyen Elaldı, mahallede yaşanacak olan kentsel dönüşümün parsel parsel ve aşamalı biçimde yapılması gerektiğini ifade ediyor.
Anketin “kentsel dönüşüm için ne öneriyorsunuz?” sorusuna verilen yanıtlar da mahalledeki beklentilerin çeşitlendiğini gösteriyor. Görüşmecilerin yüzde 75,8’i, yıkılmış ve yıkılacak binalara ek olarak Eski Bağlar’ın tümüyle dönüşüme girmesi gerektiğini düşünüyor. Yüzde 13,7’si, yalnızca yıkılmış ve yıkılacak binaların yerinde dönüşümle yeniden yapılmasını savunurken, yüzde 10,5’i ise yeni bina yapılmadan, ayakta kalan yapıların güçlendirilmesini öneriyor.
6 Şubat depremlerine ilişkin veriler de mahalledeki kaygının arka planını ortaya çıkarıyor. Ankete göre Kaynartepe’de yaşayanların yüzde 3,1’inin evi yıkıldı, yüzde 4,2’si ağır hasar, yüzde 14,6’sı orta hasar, yüzde 43,8’i az hasar aldı. Yüzde 34,4’lük bir kesim ise evinin depremde hasar almadığını belirtiyor. Ancak binaların büyük kısmının hasar görmüş olması, güvenli konut talebini daha da görünür kılıyor.
Dönüşüm mümkün
Mahallelinin anlatıları ve belediyenin anket verileri birlikte değerlendirildiğinde, Kaynartepe’de öne çıkan talep netleşiyor: Yerinde, aşamalı ve sosyal sorunları da kapsayan bir dönüşüm.
Özetle Kaynartepe için çözümün mümkün olduğu görülüyor. Ancak bu çözüm, tek tip projelerle, mahalleyi dışlayan yaklaşımlarla ya da sadece bina yenilemeyi esas alan anlayışlarla hayata geçirilemiyor.
Kaynartepe’de çözüm; yerinde dönüşüm, etaplı uygulama, katılımcı planlama ve sosyal ihtiyaçları merkeze alan bir yaklaşımdan geçiyor. Mahalle sakinleri, meslek odaları ve yerel yönetimler birlikte hareket edebildiği ölçüde, yıllardır “dönüştürülemeyen” olarak anılan Kaynartepe için gerçek bir dönüşüm ihtimali ortaya çıkıyor.
Dijital Medya Araştırmaları Derneği tarafından desteklenen bu içerik ilk olarak muzir.org’da yayınlanmıştır.